4 Eylül 2015 Cuma

Öldüğü Zaman Konuşulan İnsanlar...

  Çocuklar , evet çocuklar bizim geleceğimiz olanlar.Umudun kaynağı olan çocuklar.Medeniyet getireceğini beklediğimiz çocuklar.İnsanların sadece öldüğü zaman adının bilindiği , vurulduğu zaman haber manşetlerine girdiği , topraklarından zorla koparılan çocuklar.Vicdanımızı bizlere sorgulatan çocuklar.Mutluluk , içimizde kaybetmediğimiz yaşam kaynağı olan bir süreç...
   Tüm bunlar sadece çocukluğu anlatmaya yetmeyecek şeyler.Ortada gerçekleri değiştirmeyecek bir durum varsa o da çocukların sadece öldükleri zaman konuşuldukları.Evet 2 eylül günü Bodrumda kıyıya vuran Suriyeli olan küçücük beden ve onun gibi niceleri.İnsanların Canının hiçe sayıldığı bir zamana girmeye başladık , giderek vicdan yoksunu olmaya başladık , insanlar artık sadece rakamsal ifadelere sığdırılırken uzaktan izlemeye seyirci kalan yığınlar olmaya başladık.
  Bu olay ardından herkes tek bir yorum yapıyor " bu çocuklar Müslüman olmasaydı dünya ayağa kalkardı ".Nasıl bir haldeyiz değil mi ? Çocukların artık dil , din , ırk ,cinsiyetine göre ölmelerini yada ölüme terk edilmelerini tartışıyoruz.Çünkü işimiz sadece oturduğumuz yerden başıboş savurduğumuz yargılarımız bizleri rahatlatıyor ve çözüme kavuşturuyor.
  Türkiye' de olan bu olayın en çok üzücü olan yanı ise dünya tarafından konuşulurken , kendilerine göçmen kabul etmeyen ülkelerin bu küçük beden üzerinden bile siyaset , saldırı ve ırkçılık yapabiliyor olması.Üzülerek söylemek gerekir ki Avrupa'nın "UNESCO " kurumu " Birleşmiş Milletler " yıllardır  yaşanan ve önlem alınmaz ise devam edecek nice çocuk ölümlerini nasıl engelleyecekler. 
   3 yaşında bir beden nereden bilebilir ölümü ? nereden bilebilir ölümün soğuk nefesini ? nasıl bilebilir yüzüstü yatıp  bir daha kalkamadığını .Savaş'ın çocuklarıydı onlar bitmek bilmeyen kapital sistem patronlarının fireleriydi , belki en son onlar hak etmişlerdi ölümle karşılaşmayı...
   Dünya'da niceleri de bu şekilde can veriyor neden geleceğimizi göz göre göre ölüme terk ediyoruz ? Onlar bizlerin yani insanoğlunun devamı değil mi ? Başka dinden olsa o küçücük bedeni daha mı değerli olacaktı ya da daha fazla mı yas tutacaktık?
  İnsanların kendi elleriyle yaptıkları neden insanı kendi içinde boğardı , onların yaşam hakkı yok muydu? binlerce alınacak dersle ve binlerce cevapsız sorularla kıyıya vurdu çocuk.Dünya sadece seyirci kaldı , sadece 2 gün konuşuldu babası kurtuldu; çocuk yüzüstü kala kaldı tek suçu insan olmaktı...

9 Ocak 2015 Cuma

Ölümsüzlüğe bir yıl daha kattık bu 25. oldu


Cemal Süreya Aramızdan Ayrılalı 25 sene oldu ...

   Sanki zaman hiç durmamış  o gün hiç yaşanmamıştı.Aşkın farklı hallerini dizelerde satır aralarında yaşayan başka nice insanlar vardı.Ama çok başka özel biri daha vardı.Süreyya belki doyasıya yaşayamamıştık onunla belki sesini duyamamıştık ama kendisinin de söylediği gibi görünmese kalpte yer verilir bazısına tamda o kıvamdaydı.Hiç beklenmemiş hiç alışılmamış bir durumdu benim için özellikle bu kadar duygularını yazılarda yaşamak anlatmak ve her okuyuşunda aynı hisleri paylaşabilmek çok başka bir manevi yaşamı vardı yalnız olanın yitirilmiş bir aşkı olduğu gibi...
    Hayatın her alanında bu kadar yaşayabilen dile döken ve en sonunda aşkı doruklarında kadınsallığın bu kadar şiirhane ifadesi ve bu kadar geniş öngörüsü dönem şairlerinde de olsa ben bireysel olarak tek kabul ettim Cemal süreyayı.
     Çocukluğumuzda sevdiğimiz eşyalarımızdan ayrılmak hiç istemezdik yada bayramlarda alınan hediyeleri o kadar çok benimserdik ki başucumuzda tutardık benim içimdeki Cemal Süreya sevgisi o kadar başkaydı ve o dönemin sanki başka bir şairi yoktu.Ben aynı dönemde yaşayamadığım ve göremediğim için fazlasıyla içlensem de bir şair ancak bu kadar benliklerde tutulabilir , sevilebilir ve unutulmaz olabilirdi.
       Evet bugün 25 yıl oldu aramızdan ayrılalı sende diğerleri gibi içimizden kopup giderken aslında daha da büyüdün bizimle bizim ulaşmak istediğimiz Afrika dahil herkese duyurmaya çalıştığımız sesimiz , sevgimiz ve adamın birinden fazlası oldun...